İlk Yarışım – 37. Vodafone Avrasya Maratonu (10 KM)

İlk yazımda koşmaya ne zaman ve nasıl başladığımı anlatmıştım. Yazının üzerinden baya bir zaman geçmiş. İlk olarak bu 6 ayda neler yaptığımdan biraz bahsedeyim. Geçtiğimiz yazı koşu açısından çok da verimli geçiremedim. Önce ramazan geldi. 1 ay boyunca hiç koşmadım. Ardından bayram tatili de 10 günümü aldı. Daha sonra yaz sıcakları, kurban bayramı ve yaz tatili derken bir de baktım ki eylül bitmiş, ekime girmişiz. Aylar öncesinden Vodafone Avrasya Maratonu 10 km yarışı için kaydımı yaptırmıştım, ve yarışa sadece 1.5 ay kalmıştı ve ben 3 aydır neredeyse hiç koşmamıştım.

Yarışa Hazırlık

Ekimin başında tekrar antrenmanlara başladım. Bu antrenmanlar biraz plansız oldu. Haftada 2-3 gün kendimi iyi hissettiğim şekilde koşmaya çalıştım. Daha önce hiç 5km üzerine çıkmamıştım, yarış için de ilk hedefim hiç yürümeden 10 km’yi tamamlayabilmekti. Bu yüzden antrenmanlarımda koştuğum km’leri yavaş yavaş arttırarak yarışa kadar 10 km koşabilecek hale gelmeyi planlamıştım. Aşağıdaki grafiği dailymile’daki koşu istatistiklerimden aldım. 6 hafta boyunca kafamdaki plana çok da uyduğum söylenemez. İşlerimin yoğunluğu ve misafirler sebebiyle bir çok antrenman kaçırdım. 6 haftada toplam 10 antrenman yaparak 64 km koşmuşum. Aslında benim için kilit antrenman yarışa 2 hafta kala koştuğum 10 km oldu. 10 km’yi ilk kez denemiştim ve sonuna kadar sorunsuz ve aşırı yorulmadan bitirebilmek moralimi oldukça yükseltti.

Adsız

Bu ilk yarışımda herhangi bir süre hedefim yoktu. Sadece yarışı sonuna kadar koşarak bitirebilmeyi hedefliyordum. Bu hedefim doğrultusunda çok zamanımı almayan ve çok yorucu olmayan antrenmanlar yaptım. Hiç bir antrenmanda bacaklarıma aşırı yüklenmedim ve kendimi çok zorlamadım. Spor geçmişim çok olmadığından çabuk sakatlanabiliyorum. Bunu da göz önüne alarak, sınırlarımı zorlamadan koştum.

Yarış Sabahı

Yarış başlangıç saati maraton ve 15K için 09:00, 10K için ise 09:10 idi. Ben de sabah 6:30 gibi uyandım. Evden çıkmadan önce her antrenman gününde yaptığım gibi sütlü mısır gevreği yedim. Bunu artık alışkanlık haline getirdim. Yanına bazen bir kaç küçük çikolata ekliyorum, bu da bana 1 saatlik koşu boyunca yeterli oluyor. Yalnız yarış sabahı kendimi çok susamış hissettim. Bir önceki gün oldukça yoğun geçmişti, sanırım o yoğunlukta sıvı alımına yeteri kadar dikkat edemedim. Evden çıkmadan 1 büyük su bardağı su içtim. Yarış günü hava açıktı. Hava sıcaklığı da yaklaşık 13-14 derece olarak tahmin ediliyordu. Ben de alışık olduğum gibi altıma Adidas şortumu, üstüme de  uzun kollu Kalenji kışlık tshirtümü giydim. Koşarken sıcaklama ihtimalime karşı içime de kısa kollu Kalenji koşu tshirtümü giydim. Hazırlanıp evden çıkmam saat 7:00’yi buldu. Kozyatağı metro istasyonundan metro ile marmaray’a, oradan da Üsküdar’a geçtim. Üsküdar’da indiğimde tekrar susadığımı farkettim, ve bir pet şişe su aldım. Ancak yarış başlayana kadar ancak yarısını bitirdim. Üsküdar’da vapur iskelesinin karşı tarafındaki otobüs duraklarından Beykoz tarafına giden bir otobüse bindim ve köprüyü geçtiği gibi indim. Zaten otobüsün büyük çoğunluğu koşucularla doluydu, otobüsten indikten sonra 5-10 dakika yürüyerek saat 8 civarı start alanına ulaştım. Sabah içtiğim su ve yarış heycanı birleşince tuvalet ihtiyacım doğdu. Neyse ki seyyar tuvalet sayısı oldukça fazlaydı, 3-4 kişilik bir sıra bekleyerek ihtiyacımı giderdim. Ancak 15-20 dakika sonra da Üsküdar’da aldığım pet şişe su kendini hissettirdi, tekrar tuvalete uğramak zorunda kaldım. Bu da benim için ayrı bir tecrübe oldu. Yarış sabahı gereğinden fazla sıvı almıştım ve bu beni oldukça rahatsız etmişti. Yaklaşık yarım saat yol kenarındaki çimenlik alanda oturdum ve çevreyi gözlemledim. Özellikle maraton start noktasında, birazdan 42 kilometrelik mesafeyi koşmaya hazırlanan koşuculara biraz da imrenerek baktım. Maraton katılımcılarının büyük çoğunluğu yabancıydı. Bu ortam beni gerçekten çok etkiledi. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce insan, birinci olma gibi bir hedefleri olmadan (elit atletleri tabi ki bunun dışında tutuyorum) bir araya geliyorlar. Umarım gelecek sene ben de maraton start’ında olurum :) Yarış saati yaklaştıkça heycanım arttı. Yarışa 15-20 dakika kala oturduğum yerden kalktım ve biraz daha geride olan 10K başlangıç noktasına gittim. Yol kenarında hafif tempo koşarak biraz ısındım, biraz da açma germe yaptım. Daha sonra da start’ı beklemeye başladım.

Yarış

Yarış başlama saati 09:10 olarak açıklanmıştı, ancak 09:20 gibi ancak başladı.  Start çizgisine oldukça uzakta kaldığım için net olarak duyamadım, ama sanırım Kadir Topbaş’ın konuşmasını biraz uzatması bu geçikmeye sebep oldu. 09:20’de start verildi, ancak benim start çizgisini geçmem start’tan yaklaşık 8 dakika kadar sonra oldu. İlk metreler benim için oldukça heyecanlıydı. Oldukça yavaş koşan biri olmama rağmen 10K koşucuların çoğundan daha hızlı koşuyordum, bu da ilk km’lerdeki kalabalığı benim için büyük bir sorun haline getirdi. Köprü boyunca slalom yaparak ilerledim. Köprü girişinde koşucular köprünün tüm şeritlerini kullanacak şekilde yayılmışlardı. Ben de köprünün sol tarafından ilerliyordum. Köprünün ortalarında benim olduğum tarafta karşıdan halk yürüyüşüne katılan insanlar gelmeye başladı ve insan sayısı her metrede arttı. Ben de diğer koşucular gibi ortadaki korkuluklardan atlayarak sağ tarafa geçmek zorunda kaldım. Bana göre organizasyonda yapılan en büyük hata buydu. 10K koşucuları köprüyü geçmeden karşıdan hiç bir şekilde insanların köprüye girmesine izin verilmemeliydi.

Köprü’yü geçtikten sonra Yıldız parkına kadar süren uzun bir yokuş ile karşılaştım. Daha önce bu yoldan hep araba ile geçtiğimden yokuşun bu kadar zorlayıcı olacağını hiç düşünmemiştim. Yokuşta nabzım oldukça yükseldi, ben de tempomu baya düşürmek zorunda kaldım. Tüm antrenmanlarımı sahilde yapmıştım ve tırmanış konusuna vücudum hiç hazır değildi. Özellikle yokuşun sonlarında güneşin de karşıdan gelmeye başlaması beni daha da bunalttı. Üstüme giydiğim uzun kollu tshirtümü çıkarttım ve kısa kollu tshirt ile koşmaya başladım. Yokuşun bitmesi ile rahatladım. Hem nabzım normale döndü, hem de ayaklarımda daha fazla güç hissetim. Tempomu biraz arttırarak, ama kendimi çok zorlamadan devam ettim. 5 km su istasyonundan bir şişe su aldım, 1-2 yudum içip gerisini başımdan aşağı döktüm. Bu da beni oldukça rahatlattı. Yarışın geri kalan kısmında tempomu koruyarak Karaköy’e kadar geldim. Galata köprüsü’nü çıkarken tempom biraz düşse de son 400m tabelasını gördükten sonra tempomu arttırdım, son 100 metrede de deparımı atıp yarışı tamamladım. Yarışta elimden gelenin en iyisini yaptığımı düşünüyorum. Koşuya yeni başlayan biri olarak ilk yarışımı 1:07:14 ile tamalamış oldum.  Yarıştan önce kendime koyduğum hedeflerim şunlardı;

– Yarışı tamamlamak

– Yarışın tümünü koşarak tamamlamak

– Yarışı 1:10 altında tamamlamak

– Yarışı 1:05 altında tamamlamak

Son hedefim dışındaki hedeflerime ulaştım, bu açıdan kendimi başarılı sayıyorum. Resmi sonuçlar açıklandığın da şu dikkatimi çekti, ilk 5K sürem 35:09, ikince 5K sürem ise bundan 3 dakika daha iyi; 32:05. Aslında böyle bir sonucun ortaya çıkmasının en önemli 2 sebebi var; start ile birlikte köprü geçişi boyunca büyük bir kalabalık içinde koşmam ve köprü çıkışından Yıldız parkına kadar olan yokuş.Kalabalık konusunda yapacak çok birşey yok gibi, belki daha önlerde başlamak bu soruna kısmi bir çözüm olabilir. Ancak yokuş antrenmanlarına ağırlık vermem gerektiği bir gerçek.

10K yarışını tamalayan toplam 5911 kişi tamamlamış. Benim sıralamam 1861. Yarışa katılanların 2/3’ünün geçmişim :) Erkekler arasında da 3400 kişi arasında 1407. sıradayım. Aslında bu derecelerin benim için hiç bir önemi yok, bu ilk yarışımda diğer yarışçılar ile değil sadece kendi sınırlarım ile yarıştım. Bu açıdan bakınca kendimi yarışı kazanmış sayıyorum :)

Yarış Sonrası

Yarışın son 400 metresinde attığım deparla gücümün son damlasına kadar harcamış oldum. Finish çizgisini geçer geçmez hemen bir köşeye çöktüm ve bir kaç dakika nefeslendim. Daha sonra yarışı tamamlayanlara verilen, içerisinde madalya, hatıra tshirt’ü, gofret ve meyve suyu olan poşetlerden aldım. Özellikle o yorgunluğa meyve suyu çok iyi geldi. Yavaş adımlarla bir yandan yürüyüp bir yandan da meyve suyumu bitirdim. Biraz açma-germe ile bacaklarımı rahatlattım ve Kadıköy vapur iskelesine doğru yürüdüm. Vapurda Konya’dan gelen ve benim gibi hayatında ilk kez 10K koşan bir koşucuyla tanıştım. Boğaz havası ve sohbet iyi geldi, Kadıköy’e geldiğimde artık yorgun hissetmiyordum.

Özet

Hayatımda katıldığım ilk resmi yarışı başarılı bir şekilde tamamladım. Hedeflediğim gibi yarışı sonuna kadar koşarak bitirebildim. İlk 10K derecem 1:07:14 oldu. Şimdiki hedefim bir yarımaraton. Henüz hangi yarışta koşacağıma karar vermedim. Ancak 2016 yılı için ana hedefim 38. Vodafone İstanbul Maratonu’nda tam maraton koşmak. Bu yarıştan edindiğim tecrübeler de şunlar;

– Düzensiz antrenman programı 10K için yeterli oldu, ancak daha uzun mesafeler için düzenli antrenman şart.

– Düz yol antrenmanları yanına kesinlikle tepe antrenmanlarını da eklemeliyim. Tabi bunun yanında hızlanmak için de interval antrenmanları şart, hala çok yavaş koşuyorum.

– Yarıştan bir gün önce beslenme ve sıvı alımına daha çok önem vermeliyim.

– Yarış günü hava durumunu daha detaylı incelemem gerek, bu yarışta üşürüm düşüncesi ile giydiğim uzun kollu tshirt’ü 7 km boyunca sırtımda taşıdım.

Ve son olarak bir kaç fotoğraf:

Turkuaz tshirt’lü sakkallı olan benim :)

 

Bu da yukarıdan çekimf

2 comments on “İlk Yarışım – 37. Vodafone Avrasya Maratonu (10 KM)

  1. Dogan diyor ki:

    Gerçekten son derece güzel ve motive edici bir yazı olmuş teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir