İstanbul Yarı Maratonu – 24 Nisan 2016

İlk resmi yarışım olan Vodafone Avrasya Maratonu (10K) yarışından sonra kendime hedef olarak İstanbul Yarı Maraton‘unu seçmiştim. 10 km sonrasında mesafeyi 2’ye katlamak benim için güzel bir meydan okuma olacaktı.

Yarışa Hazırlık

İstanbul yarı maratonuna kayıt olduktan sonra uygulamak için program arayışına başladım. www.halhigdon.com‘dan bir kaç programa baktım, ama aklıma en çok yatan program runkeep uygulamasında bulunan Sub-2:30 yarı maraton programı oldu. Zaten benim de kafamda ilk yarı maratonumu 2:30 altında koşabilmek vardı. 2016 yılının başlaması ile ben de antrenmanlarıma başladım. Ancak hem hava koşulları, hem de iş yerimdeki yoğunluktan dolayı planladığım antrenman temposuna bir türlü ulaşamadım. Programım beni haftada 4 gün koştururken ben bu antrenmanların ancak 2 tanesini yapabiliyordum. Ama bu 2 antrenman bile fitness seviyemi ve koşabildiğim maksimum mesafeyi arttırmama faydalı oluyordu. Şubat ve Mart aylarının ortalarında 2 kere 16-17 km civarında yaptığım koşular kendime olan güvenimi arttırdı. 17 koşabiliyorsam 21 de bir şekilde yarışta biter diye düşünüyordum. Ancak antrenmanlarımda en büyük aksaklık en kötü zamana denk geldi. Son 25 günde hem hastalık, hem de evdeki tadilatlar dolayısı ile sadece tek bir antrenman yapabildim. 2 ay boyunca adım adım gelişen fitness seviyem bu 25 günlük antrenmansız dönemden oldukça etkilendi. Şimdi antrenman kayıtlarına baktığımda programımda yer alan 63 antrenmanın sadece 17 tanesini gerçekleştirebildiğimi görüyorum. Bu da programa uymadığımın en büyük kanıtı. Bu 17antrenmanda toplam koştuğum mesafe de 155 km olmuş. (Daha detaylı istatistikler için strava hesabımı kontrol edebilirsiniz)

Yarış Sabahı

Şirketten koşuya (biraz da benim katkılarım ile) yeni başlayan 2 arkadaşım, Tuğberk ve Çağlar da 10 km yarışına katılacaklardı. 21 km yarışı saat 9:00’da başlayacaktı. Saat 6’da uyandım. Küçük bir kahvaltı yaptım ve hazırlanarak metro ve marmaray ikilisi ile yarış start noktası olan yenikapı’ya saat 8 civarında ulaştım. Teğberk ve Çağlar da 5-10 dakika içerisinde alana geldiler. Kısa bir yürüyüş sonrasında start noktasına vardık ve çantalarımızı teslim ettik. Çanta teslim noktaları iyi organize edilmişti. Hem çanta verme, hem de yarış sonrasında çantalarımızı alma konusunda hiç bir sıkıntı yaşamadık. Yarışa yarım saat kala ufaktan açma germe hareketleri ve jog ile vucudumu ısıttım. Yarışa 10 dakika kala da arkadaşlarımdan ayrılarak start noktasındaki yerimi aldım. Bu aşamada kafamda çok büyük soru işaretleri vardı. 21 km gözümde inanılmaz büyümüştü. Belki bunda en büyük etken son 25 günü yatarak geçirmemdi. Okul yıllarımda bir çok kez yaşadığım, sınava çalışamamış öğrenci psikolojisini yaşıyordum. Start anı yaklaştıkça bu korkum biraz azaldı. “En kötü ihtimalle yarışı yarıda bırakırım, dünyanın sonu değil” diye düşünerek kendimi biraz rahatlatmaya çalıştım.

Ben - Tuğberk - Çağlar

Ben – Tuğberk – Çağlar

Yarış

Yarış planlandığı gibi saat tam 9’da başladı. Koşmaya başlayınca kafamdaki korkular tamamen gitti. İlk yarımaratonumu koşuyordum, her ne kadar planladığım kadar iyi olmasa da antrenmanlarımı yapmıştım ve süre ne olursa olsun bu yarışı bitirecektim. İlk bir kaç km parkur olarak çok sıkıcıydı. 2 tarafı da demir perdeler ile çevrelenmiş bir yoldan geçerek sahil yoluna indik. Sahil yolunda deniz havası ile birlikte parkurdaki bu sıkıcı hava dağıldı. Kendimi iyi hissediyordum. Sabah kapalı olan hava yarış esnasında açılmıştı ve güneş oldukta rahatsız edici bir hal almıştı. İlk 5 km su istasyonuna geldiğimizde biraz su ile ağzımı ıslattım ve biraz da başımdan aşağı su döktüm. Eminönü’nden geçerken yol kenarında bekleyen yayalardan yarışçılara gelen sataşmalar biraz sinirlerimi bozdu. Amatör de olsa spor yapan insanlara saygı duyulması gerekirken dalga konusu yapılması eğitimsizliğin ve spor kültüründen ne kadar uzak bir ülke olduğumuzun en büyük göstergesi sanırım. Özellikle bebek arabasını iterek (benim tempomdan da oldukça hızlı olarak) yanımdan geçen bir koşucuya imrenerek ve saygıyla bakarken arkasından izleyicilerin attığı laflar benim moralimi oldukça bozdu. Bu şekilde 10 km’ye kadar iyi bir şekilde geldim. Buradaki su istasyonundan bir parça muz alarak yedim ve biraz da su içtim. Ancak buradan sonra kendimi yorgun hissetmeye başladım. 15. km’ye kadar idare ettim, ancak 15 sonrasında ayaklarımda resmen güç kalmadı. Tempom oldukça düşmüştü ve ayak parmaklarım da ağrımaya başlamıştı. 15 km su istasyonunda su içerken biraz yürüyüş molası verdim. Su içerken yürümek hem nabzımı düşürmüş, hem de bacaklarımın toparlanmasını sağlamıştı. Ancak koşmaya tekrar başladıktan sonra koşuyu çok uzun sürdüremedim. Tekrar yürüme molası vermek zorunda kaldım. Bu şekilde yürü-koş yaparak yarışı da 2:32:49 derecesi ile tamamladım. Özellikle son 1 km’de sol ayak parmaklarımdaki ağrı sebebiyle seke seke yarışı bitirmek zorunda kaldım.

Yarış Sonrası

Yarışı tamamladıktan sonra madalyamı ve içerisinde meyve suyu, muz ve çikolata alan poşetimi alıp bir köşeye çöktüm. Sıcaktan oldukça bunalmıştım, meyve suyu oldukça iyi geldi. Tuğberk ve Çağlar ile buluştum. Onların da yarışı benimkine benzer geçmişti. Yürüyüş yolaları ile yarışı 1:05 civarında tamamlamışlardı. Birlikte marmaray’a kadar yürüdük. Metro’da yenikapı-kozyatağı arası ayakta yaptığım yolculuk hayatımın en yorucu yolculuklarından biriydi :)

Sonuç

Sonuç olarak hayatımın ilk yarımaratonunu tamamlamış oldum. Tüm yarışı koşarak tamamlamak en büyük hedefimdi, bunu başaramamış olmak beni açıkçası oldukça üzdü. Ama en azından bitirebildim. Yarış sonuçlarına bakınca yarışı tamamlayan 1552 kişi arasında 1479. sırada yer almışım. Sıralama olarak oldukça kötü bir derece, ama bunu çok dert etmiyorum. Bu yarışta da ilk yarışımda olduğu gibi herhangi bir derece hedefim yoktu ve sadece kendimle yarıştım. Yarış öncesi kafamda olan 2:30’a da yakın bir derece yapmış oldum. Ara zamanlarım ve 5km’lik mesafelerdeki tempo değerlerim ise aşağıdaki gibi oldu:

5 km 0:32:40 0:06:32
10 km 1:04:12 0:06:18
15 km 1:40:05 0:07:11
20 km 2:23:42 0:08:43
21,1 km 2:32:49 0:08:17

Yarışta farkına varmamıştım, ancak hem ilk 5 km’de, hem de 5-10 kmler arasında hedeflediğim tempodan oldukça hızlı koştuğumu gördüm. Benim hedefim 7 dk/km ile tüm yarışı sabit bir tempoda koşmaktı. Ancak hem herhangi bir mesafe ölçer saat/telefon kullanmamam, hem de zaman zaman yarışta koşan diğer koşuculara kendimi kaptırıp tempomdan dışarı çıkmam bu duruma sebep oldu. İlk 10 km’de planladığımdan hızlı gitmemin 15 km sonrasında yaşadığım yorgunluğun sebebi olduğunu düşünüyorum.

Bu yarıştan çıkardığım derslere gelecek olursak;

– En önemli ders antrenman programına disiplinli bir şekilde uyabilmenin önemi oldu. Ben programımdaki antrenmanların büyük bir bölümünü kaçırdım, bunun olumsuz etkilerini de yarışta çok şiddetli hissettim.
– Yarışın ilk bölümünde etrafımda koşan insanlara kendimi kaptırıp tempomdan dışarı çıktım. Kendimi frenlemeyi ve hedef tempoma sadık kalmaya daha çok dikkat etmeliyim.
– Yarışta yanımda sadece cep telefonum vardı, ve saati sadece ordan kontrol ettim. Tempo ve nabız göstergeli bir saat edinmenin vakti geldi.
– Son km’lerde motivasyonum çok düştü (etraftan laf atan, garip garip bakan insanlar da bunda oldukça etkiliydi) zihinsel olarak da yeteri kadar hazır olmadığımı burada anladım.
– Antrenmanlarımda tek koştuğumda hep koşturmaca podcast’i dinliyordum, zamanın nasıl akıp gittiğini anlamıyordum. Ancak yarış günü kulaklığımı evde unuttum, yarışta yanıma alacağım eşyaları bir gece önce hazırlamanın ne kadar önemli olduğunu anlamış oldum.

Son söz; hayatımda katıldığım 2. resmi yarışımı (ve ilk yarımaratonumu) tamamladım. Bir dahaki sefere programıma daha sadık kalarak daha iyi sonuçlar elde edeceğim.

This entry was posted in Koşu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir