Koşmaya Başlamak ve c25k Mucizesi

Çocukluğumdan itibaren koşmak beni her zaman korkutmuştur. Lise yıllarında yaz güneşi altında saatlerce basketbol oynamaya ses çıkarmayan vucudum iş koşmaya gelince hemen su kaynatıyordu. Koşmaya başlayınca 4-5 dakika sonra nefesim kesiliyor, kalbim ağzımdan fırlayacak gibi atmaya başlıyordu. Özellikle üniversitenin bitmesi ve iş hayatının başlaması ile iyice artan hareketsizlik durumu daha da kötüleştirdi. Bütün gün masa başında çalışmanın da etkisiyle kilo almaya başlamıştım. Artık 31 yaşında olan bedenim için bir şeyler yapmanın vaktinin geldiğini hissediyordum. Evet spora başlayacaktım. Ama hangi spor? Önce bisiklete heveslendim, ama o heves biraz kursağımda kaldı. Bisiklet hikayesine hiç girmeyeyim, o ayrı bir yazının konusu olsun. Daha sonra fitness’a yöneldim. Geçtiğimz ağustos ayıydı sarınım, evimin yakınında bulunan GD Academia‘ya üye oldum. Ama fitness da çok sarmamıştı, kendimi daha zinde hissediyordum ama nefesim hala eskisi gibi zayıftı. Kış aylarında fitness’ı da iyice boşladım. İşte bu boşlama zamanlarında aklıma koşmak geldi.

Havalar kötüydü, ama salon üyeliğim vardı, en azından salondaki koşu bantlarında ilk adımı atmaya karar verdim. Ama bu hiç de kolay olmadı, ilk bir kaç koşu denemem hüsrandı, yavaş tempoda bile 3-4 dakika sonra nefessiz kalıyordum. İnternette koşu ile ilgili bloglarda gezinirken de Koşturmaca Podcast‘i keşfettim. Mert ve Ilgaz’ın hikayelerini kendi ağızlarından dinleyince iyice cesaretlendim. Onlar da yaklaşık benim yaşlarımda koşmaya başlamış ve şu anda ultra maraton koşar hale gelmişlerdi. Özellikle podcast’te lafı geçen c25k programı dikkatimi çekti. Program daha önce hiç koşmamış birini “koltuktan kaldırarak” 9 haftada 5 km durmadan koşabilecek hale getirmeyi vaat ediyordu. Denemekten ne çıkar dedim ve geçtiğimiz mart ayında programı uygulamaya başladım. Hem program seviyeyi yavaş yavaş arttırdığı için üniversitedeyken menüsküs’ü paramparça olan dizim ve 3 yıl önce beni aylarca yürütmeyen aşil tendonuma da birden çok yüklenmemiş olacaktım. İlk haftadan itibaren programın tam da bana göre olduğunu anladım. Mesela ilk antrenmanda 1 dakika koşup 1.5 dakika yürüdüm ve bunu 8 kez tekrarladım. Bu beni çok da zorlamamıştı. Haftalar geçtikçe koşu süreleri artıyor, vücudum da buna alışıyordu. Geçtiğimz hafta programı tamamladım. Ve inanılır gibi değil ama 5 km’yi hiç durmadan koşabilmiştim. Hatta programın 5 km koş dediği son antrenmanda kendimi iyi hissedip 6 km’yi tamamladım. Eminim ki bu mesafeler bir çok amatör koşucu için lafı bile edilmeyecek mesafeler. Ancak benim gibi 0’dan başlayan biri için bu apaçık bir mucize :)

Abartmayalım, o kadar da yavaş değilim :)

Şu anda 3 ay öncesine göre kendimi çok daha sağlıklı hissediyorum. Koşmaya başlarken en büyük tereddütlerim olan sağ dizim ve sol aşil tendonum küçük ağrılar dışında şimdiye kadar çok sorun çıkarmadılar. Sağlığım el verdiği sürece koşuya devam etmek en büyük hedeflerimden biri. Önümüzde ramazan var, ramazan boyunca herhangi bir program uygulamayı düşünmüyorum, ama iftardan sonra çıkıp gece koşuları ile fitness seviyemi sabit tutmaya çalışacağım. Ramazan bayramı dönüşü de vodafone istanbul maratonu 10k yarışı için hazırlanmaya başlayacağım.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve siz de benim gibi koşmaya başlamayı düşünüyorsanız hiç tereddüt etmeyin, ben koşabildiysem eminim herkes koşabilir :)

This entry was posted in Koşu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir